Ana içeriğe atla

Modunuzu Yerine Getirecek Diziler

Bazen çok fazla duygu yüklü oluruz ve hiç kimseyle konuşmak ya da herhangi bir şekilde iletişime geçmek istemeyiz. O gün zor bir gün geçirmişsinizdir, çok istediğiniz bir şey gerçekleşmemiştir ya da çok güvendiğiniz birisi sizi hayalkırıklığına uğratmış olabilir. İşte bu tür durumlarda biraz kendinize vakit ayırıp ruhunuzu temizlemek adına güzel bir dizi/film açıp izleyebilirsiniz. Benim bu duruma düştüğümde her zaman açıp izlediğim 2 dizim var ama sizlere seçenekleri biraz geniş tutacağım✨
1. FRIENDS😍 (1994-2004) Beni instada dailyofmae adımla takip ediyorsanız eğer tahmin edebileceğiniz gibi ilk sıraya Friends’i koydum. Neden çünkü beni en çok aile ortamının içindeymişim gibi hissettiren 2 diziden biri. 20’li yaşlarında 6 arkadaşın New York’daki hayatlarını anlatıyor dizi. Monica,Chandler,Rachel,Ross,Phoebe ve Joey. 10 sezonu bitirdiğinizde hepsi birbirinden ayrı özel geliyor size.
2. HOW I MET YOUR MOTHER (2005-2014) Hangisini izlesem onu ilk sıraya koyuyorum o yüzden ikisi de benim için ilk sırada artık. (friendsle ikisini kıyaslayan çok oluyor) Ama friendsten sonra size en çok aile ortamında hissetirebilecek bir diğer dizi de himym. Sahip oldukları arkadaşlık, birbirlerine güvenleri, her ne olursa olsun birbirlerinin yanında olup elinden tutmaları... ah keşke ben de o ortamda olsaydım dedirtiyor size. Kesinlikle en dipte hissettiğim zamanlarda direk açtığım 2 diziden biri de bu.
3. GRACE AND FRANKIE (2015-) Daha yeni bir dizi olan Grace&Frankie’yi yakın bir arkadaşımın önerisiyle başladım ve çok ama çok beğendim. Jane Fonda ve Lily Tomlin o kadar iyi bir ikili olmuş ki... Her ne kadar başlarda birbirlerine katlanamasalar da zaman geçtikçe birbirlerine alışıyorlar ve aslında birbirleri olmadan yapadıklarını fark ediyorlar. Grace ve Frankie’ nin kocaları avukat ve birlikte çalışıyorlar. Bir gün yemeğe çıktıklarında karılarına aslında birbirlerine aşık olduklarını söylediklerinde bütün işler değişiyor.
4. THAT 70’S SHOW (1998-2006) Daha izlemeye yeni başlamama rağmen beni ilk bölümden güldürten bir dizi. Mila Kunis’in karakterinin hızlı ama boş konuşması ve davranışları beni ilk güldüren şey olmuştu. Biraz eski bir dizi, Friends gibi (tabiki de mention atıyoruz en sevdiğim diziye😁) 90’larda çekilmiş bir dizi. İlk Friends’i izlediğimde sarmamıştı aynı bu dizide olduğu gibi ama 2.bir şans verirseniz farkında olmadan diziyi bitirmişsiniz bile :)
5. AFTER LIFE (2019-) Bu diziye daha çok yeni başladım, ilk bölümünü bitirdim. Başlarda sıkıcı gibi geldi ama bir süre sonra alışıyorsunuz. İlk bölüm biraz durağandı, direk tempolu bir modda, kahkahaların havada uçuşacağı şakalarla bir giriş beklemeyin. Ama ilerleyen bölümlerde güzelleşebilir. Benim önerilerim bu kadar ama arkadaşlarımın önerdiği bazı diziler var mesela Brooklyn Nine Nine gibi. Çok komik ve eğlenceli diyorlar. Eğer siz de bu dizileri izliyorsanız yorumlara bekliyorum❤️

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Queen's Gambit || Dizi Yorumu

Herkese selam! Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Çıktığından beri çok sevilen ve bundan birkaç hafta önce Amerika'nın Oscar ödüllerinden sonra en fazla rağbet görülen ödül töreni olan Golden Globe'da ödül üstüne ödül alan bir diziyle geldim: Queen's Gambit. 9 yaşındayken yetimhaneye gönderilen Beth, orda bir hademe ile arkadaş olur. Satranca karşı büyük bir yeteneğinin ve ilgisinin olduğunu keşfeden hademe, onu bazı arkadaşlarıyla tanıştırır. Onlar da bu kızın satrançta olağanüstü bir yeteneğinin olduğunu görünce onu lisedeki satranç klubündeki çocuklarla oynaması için çağırırlar. Günlerden bir gün, bir aile Beth'i evlat edinir. Yeni hayatına alışmaya çalışan Beth, gittiği bir markette satranç dergisi görür ve onu gizlice alır. Satranç turnuvalarının düzenlendiğini öğrenir ve bu turnuvalara katılmaya başlar. Önce kendi kasabasında yarışmaya başlayan Beth, gittikçe hem Amerika'da hem de dünya çapında bilinir bir satranç oyuncusu haline gelir. İşinde en iyileri...

Joy || Film Yorumu

Selam millet! Birbirinden güzel oyuncuların olduğu bir film ile geldim :) Konusu 1980'lerin Amerika'sında 3 çocuklu bir anneyi anlatıyor. Annesiyle babası boşandıktan sonra bunalıma giren annesine bakmakta olan Joy, bu arada kendisi de boşanmıştır ve evinin bodrum katında eski eşi yaşarken ona babası da eklenir. Küçüklüğünden beri bir şeyler icat etmeyi ve yeni fikirler bulmayı seven Joy, bir gün aklına bir fikir gelir ve bunu ailesine açıklar. Babasının sevgilisi ona sponsor olur ama başta ikisi de Joy'un fikrinin gereksiz olduğunu, işe yaramayacağını söyler. Önlerine bir sürü sorun çıkar ama Joy bir şekilde projesini hayata geçirmeyi başarır. Filmin sonlarına doğru bazı uğradığı kumpaslar ve yanlış yönlendirmeler sonucu hiç istemediği bir duruma düşer. Genel olarak çok güzel bir filmdi. Jennifer Lawrance'ın oyunculuğunu ilk kez izledim diyebilirim çünkü hiç Açlık Oyunlarını izlemedim. Ama bu filmdeki oyunculuğunu çok beğendim. Önüne türlü türlü engelle...

Call Me By Your Name || Film Yorumu

1 ay aradan sonra selam canlar! Okul başladığı için dersler biraz yoğun gidiyor, kitap okumaya da film izlemeye de çok vakit bulamıyorum ama bu film uzun zamandır hem aklımda hem de listemdeydi. Aranızda izleyenler var mı? Eğer hala izlemediyseniz ve izlemeyi düşünüyorsanız izlemeden önce sizi aşağıdaki yoruma alalım :) Konusu: 1983 yılı yazı sırasında 17 yaşındaki Amerikalı-İtalyan Elio Perlman günlerini ailesinin İtalya'nın kuzeyindeki 17. yüzyıldan kalma villasında klasik müzik yaparak, okuyarak ve arkadaşı Marzia ile flört ederek geçirmektedir. Elio, Greko-Roma kültüründe uzmanlaşmış seçkin bir profesör olan babası ve onu elit kesim meyveleriyle, doğal lezzetlerle şımartan, çevirmen olan annesi Annella ile bir arada olmaktan ziyadesiyle memnundur. Elio'nun olgunluğu ve entelektüel birikimi, onu tam teşekküllü bir yetişkin gibi gösteriyor olsa da, özellikle kalpteki konularda onun hakkında hala masum ve biçimlenmemiş olan çok şey vardır. Bir gün, doktorasını sürdüren b...